Yetişkin-Ergen Kaygı Bozukluğu

Kaygı duygusu, vücudumuzun herhangi bir stres oluşumuna karşı verdiği doğal tepkilerdir. Örneğin gelecek kaygısı, maddi ve manevi kaygılar gibi pek çok konuda kaygı duyulabilir. Ancak duyulan bu kaygı uzun süreli ve normalin üstünde bir boyuta taşındığı zaman yaşamımızı zorlaştırır ve bu durum da psikolojide anksiyete olarak bilinen kaygı bozukluklarını da beraberinde getirir.

Yetişkin Kaygı Bozukluğu olarak da bilinen anksiyete bozukluğu psikolojik bir rahatsızlıktır. Gündelik hayatımızda zaman zaman anksiyete yaşamak olağandır. Hayat koşuşturmasının içinde birtakım zorluklar baş gösterebilir ve bu gibi durumlar kişide kaygıya sebep olabilir.

Gündelik hayatımız içerisinde kaygı yaşamak normal sayılan bir durum olsa da kaygı seviyesinin düzeyi anksiyete bozukluğu teşhisi konulabilmesi için önemlidir.

Vücudun belli uyaranları tehlike ve tehdit olarak algılaması sonucu kontrol edilemeyecek düzeye gelen sıkıntı, korku, endişe ve gerginlik hislerinin sonucunda bu hisleri doğuran tüm olgulardan kaçınma davranışlarının tümüdür. Kişi, tehlike ya da tehdit olarak algıladığı durumda vücuduna “meydan okumaya hazır ol” sinyali verdiğinde kaygı bozukluğu süreci başlar.

Vücudunuzdan gelen meydan okuma sinyali sonrası hızlanan kalp atışı ve nefes alış-verişi süreci ile birlikte vücut kendini bu duruma hazırlamaya başlar. Bu tip belirtileri yaşayan kişiler de o anda yaşadıklarını anlamlandıramayıp panik sürecine geçiş yapar ve bu süreçte kötü hislerden kaçınmaya çalışırken güvenlik arayışına girer.

Toplumun yaklaşık olarak %18-%30’unda kaygı bozukluğu görülmektedir.

Ortalama olarak başlangıç yaşı 30’lu yaşlardır. Orta yaş grubu, bu hastalığın en sık görüldüğü yaş grubudur, sonraki yaşlarda risk giderek azalır. Yanı sıra bu hastalıkta genetik aktarım mümkündür. Aile bireylerinden birinde anksiyete bozukluğu görülmesi, kişinin de bu hastalığı yaşama riskini artırır.

Bir diğer yönden; ebeveynleri tarafından aşırı korumacı tutumla büyütülmüş çocuklarda, hep eleştiriye maruz kalan bireylerde anksiyete belirtilerinin görülme ihtimali artar. Aynı zamanda erken dönem yaşantılarındaki olumsuzluklar ve travmatik olaylar da anksiyete riskini eş zamanlı olarak artırır.

Ergen Kaygı Bozukluğu hayatımızın normal bir parçasıdır. Kaygı, stresli bir durumla karşı karşıya kalındığında doğal bir tepkidir. Korku, abartılı değilse, büyüme sırasında hemen hemen her çocuk için normal bir duygusal deneyimdir.

Sınavlar, yeni insanlarla tanışmak, topluluk önünde konuşma yapmak, bir köpeği öpmek, biriyle çıkmak veya bir yarışmada yarışmak herkes için biraz endişe verici olabilir. ancak bazı çocuklar bu gibi durumlarda şiddetli kaygı ve korku yaşarlar, şiddetli kaygıları günlük hayatlarının birçok yönünü etkiler.

Ergenlerde bulunan anksiyete bozuklukları tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınabilmektedir ancak ne yazık ki anksiyete bozukluğu olan çocukların çoğu tedavi görmemektedir. Tedavi edilmediği takdirde, anksiyete bozukluklarının bir kişinin hayatı üzerinde uzun vadeli olumsuz etkileri olabilir.

Kaygı Bozukluğu Türleri Nelerdir?

  • Saplantı Bozukluğu (Obsesif-Kompülsif Bozukluklar): 
  • Saplantı bozukluğu, bir diğer ismi ile obsesif-kompülsif bozukluk, en bilinen psikolojik rahatsızlıklardan biridir. Saplantı bozukluğu rahatsızlığına sahip bireylerde sürekli el yıkama, sürekli aynı soruları sorma gibi tekrar eden takıntılı davranışlar gözlemlenmektedir. Aslında bu davranışlar, kişinin anksiyete bozukluğunun sebebi olan durumlardan ya da olaylardan bir kaçış olarak görülmektedir.
  • Panik Atak: Kişinin herhangi bir konu ya da olaya karşı duyduğu yoğun endişe gittikçe şiddetlendiğinde, kalp atışı ve nabzında hızlanma yaşanır. Bu durum kişiye kalp krizi ya da felç geçiriyormuş gibi hissettirse dahi aslında panik atak rahatsızlığının herhangi bir hayati tehlikesi bulunmamaktadır. Bu açıdan kaygı bozukluğu (anksiyete) ile benzerlik gösterse de anksiyetede devamlı bir tedirgin olma hali vardır ve kişi bunu bilinçaltında hep hisseder. Panik atak ise kısa sürelidir, bazen birkaç dakika bazen ise birkaç saat sürer.
  • Tramva Sonrası Stres: Travma oluşturan bir olay sonrasında hissedilen korkular ve bedensel tepkilerdirin tümüdür. Kişiler bu korkunç olayları tekrar gözünün önüne getirerek bir döngü halinde yeniden yaşarlar. Travma sonrası stres sürecinde fiziksel ağrılar ve uykusuzluk konusunda sıkıntılar yaşanabilmektedir.
  • Genelleştirilmiş Kaygı Bozukluğu: Kişinin hayatındaki her konuda tedirgin ve kaygılı hissetme durumudur.
  • Agorafobi: Kişinin anksiyete süresince hızlı yardım göremeyeceğinden korkmasıdır. Agorafobisi olan kişiler sinema salonları, doğa aktiviteleri, toplu taşıma araçları gibi doktorlarına uzak mesafede olan yerlerde bulunmak istemezler.
  • Sosyal Fobi: Sosyal fobisi olan kişiler kalabalık ortamlarda küçük düşürülmekten, onlarla dalga geçilmesinden ya da aptal duruma düşmekten korkmaktadırlar. Bu kişiler, kalabalık ile birlikte yapılabilecek aktivitelere katılmaya ve yüksek sesle konuşmaya çekinirler.

 

 

 

 

 

 

Hızlı iletişim
  • 05357140036
  • 05445318906
  • hayhan503450@gmail.com
İletişim Formu
Hızlı iletişim