Duyguları ifade etmeyene ne denir? sorusu, aslında çok yönlü bir cevaba sahip çünkü duygularını ifade etmeyen kişiler farklı psikolojik nedenlerle bu davranışı sergiliyor olabilir. Genelde bu kişilere halk arasında “içe dönük”, “soğuk”, “duygusuz” gibi etiketler yapıştırılsa da, bu tanımlar çoğu zaman yetersiz ve yanlış olur.
Psikolojik olarak bakıldığında, duygularını ifade etmeyene ne denir? sorusunun cevabı daha çok “duygusal bastırma yaşayan birey”, “alexithymia eğilimli birey” ya da “iletişimde ketlenmiş birey” şeklinde tanımlanabilir. Danışman olarak bu tanımları, kişinin duygusal dünyasını anlamak ve ona uygun bir destek sunmak için kullanıyorum; çünkü her “ifade etmeyen”, aslında “ifade edemeyen” olabilir.
1-kişinin geçmiş deneyimleri ve öğrenilmiş davranış biçimleri yatar. Özellikle küçük yaşlarda “Ağlama!”, “Kızma!”, “Sessiz ol!” gibi cümlelerle büyütülen bireyler, duygularını bastırmayı öğrenir. Bu da zamanla kişinin duygularını fark edememesi ya da ifade etmeye çalışırken yoğun kaygı yaşamasıyla sonuçlanabilir. Psikolojide buna “alexithymia” adı verilir ve bu durum, kişinin duygularını tanıma, adlandırma ve ifade etme becerisinin sınırlı olmasını ifade eder. Bu kişilere duygusuz demek oldukça yanlış olur çünkü iç dünyalarında yoğun duygular yaşayabilirler; sadece bu duyguları dışa vurmakta zorluk çekerler. Danışman olarak biz, bu bireylerle çalışırken duyguların tanınması ve güvenle ifade edilmesi üzerine odaklanan özel terapi teknikleri kullanıyorum.
2- “ketlenmiş iletişim” Yani kişi aslında duygusunu bilir, hisseder ama onu dışa vurmak konusunda bir engel yaşıyordur. Bu engel; korku, geçmiş travmalar ya da reddedilme endişesi olabilir. Böyle bireyler çoğunlukla ilişki kurmakta zorlanırlar, kendilerini anlaşılmamış hissederler ve zamanla içsel yalnızlık duygusu yaşarlar. Bu noktada bir uzmana danışmak, kişinin duygusal farkındalığını artırmak ve bu bastırılmış duyguları sağlıklı bir şekilde ifade etmeyi öğrenmek için büyük bir adımdır.
Danışman olarak, duygularını ifade etmekte zorlanan bireylere özel hazırladığımız seanslarla, bu duygusal yükü hafifletmelerine ve daha açık, daha sağlıklı ilişkiler kurmalarına yardımcı oluyoruz.
Duyguları ifade etmekten korkma çünkü duygularını bastırmak, onları yok etmek anlamına gelmez; sadece içinden çıkılmaz hale gelmelerine neden olur. Birçok insan, yanlış anlaşılmaktan, yargılanmaktan ya da sevilmemekten korktuğu için duygularını dile getirmekten kaçınır. Eğer sen de içinde fırtınalar koparken sessiz kalıyor, kalbin sıkıştığı halde “iyiyim” diyorsan, evet, bu korku sana da tanıdık geliyor olabilir. Ama bil ki, duyguları ifade etmekten korkma çünkü o duygular, senin insani tarafını ortaya koyar. Danışman olarak bana gelen danışanların çoğu, kendilerini ifade ettikçe, içlerinde aslında ne kadar yoğun ve haklı duygular taşıdıklarını fark ediyor.
Duyguları ifade etmekten korkma çünkü duygularını bastırmak, zamanla hem zihinsel hem bedensel olarak sana zarar verebilir. Psikoloji teorisinde bu durum “duygusal bastırma” olarak geçer ve depresyon, anksiyete, öfke kontrol problemleri gibi birçok psikolojik sorunun altında yatar. İnsan, duygularını bastırdıkça çevresine yabancılaşır, kendine yabancılaşır ve en kötüsü, duygularını tanıyamaz hale gelir. Duygularını tanımayan birinin onları yönetmesi de mümkün değildir. Bu yüzden duyguları ifade etmek, bir zayıflık değil, aksine bir güç göstergesidir.
duygular, bastırılmak için değil, paylaşılmak içindir.
Duyguları ifade etmekten korkma çünkü gerçek bağlar, ancak açık iletişimle kurulur. İnsanlar seni sadece güler yüzünle, uyumlu tavırlarınla değil; kırgınlıklarınla, hayal kırıklıklarınla ve sevinçlerinle bir bütün olarak sevebilir. Duygularını paylaştığında insanlar sana daha da yakınlaşır, seni daha iyi anlar ve seninle daha derin bir ilişki kurabilirler. Eğer bu konuda zorlanıyorsan, bir uzmana danışmak, seni bu duygusal engellerin kökenine indirip oradan çıkmana yardımcı olabilir.
Unutmayınız ki, duygularını anlatmak seni zayıf yapmaz; tam tersine, içten ve gerçek bir insan yapar.